Karakılçık Buğdayı

Köy varsa, toprak müsaitse, yerli tohuma merak varsa, ekip biçmeye ayıracak zaman ve enerji varsa yerli buğday peşine düşmemek olmaz…

karakilcik buğdayı

karakılçık buğdayı

Karadenizli tanıdıklardan akbaşak hikayeleri dinledik, Çanakkale’ de sarıbuğdaya rastladık. 2011 Bayramiç Tohum Takas Şenliğinde karakılçık numunesi inceledik. Öğrendik ki civarın nesli türenmek üzere olan yerli buğdayı karakılçıkmış. Karakılçık buğdayı adını başaklarındaki kara kılçıklardan almış.

Komşu aile Hasan Amca ve Elif Teyze’nin nesillerdir bu civarda yaşıyor olması bizim için büyük şans oldu. Karakılçığı biliyorlar. Üstelik damatlarının biri değirmenci olduğundan bize ve komşumuza birer çuval karakılçık buydayı temin etmesi zor olmadı. Tabii emin olmamız için buğdayları ekip başaklarının olgun halini görmemiz gerekiyordu.

karakilcik2

Karakılçık buğdayının lezzetini bilen ve bize ballandıra ballandıra anlatmaktan çok büyük keyif alan komşumuz da heveslenince, yıllardır ekip biçmedikleri evlerinin arkasındaki tarlayı sürüp buğdayları orada yetiştirmeye karar verdik. Toprağa hayvan gübresi atacak fırsatımız olmadı. Hasan amca kimyasal gübre ve ot ilacı kullanmanın gerekliliği konusunda beni ikna etmeye çalışırken, ben de kimyasal ilaçların hem toprağa hem bize verdiği zararları anlatıp durdum. Ne derece ikna oldu bilemiyorum ama beni kırmadı ve toprak bize ne verdiyse onu aldık.

Sonbaharın kurak geçmesi, ani bastıran soğuklar ve ilkbahara kadar devam eden donlar yetmiyormuş gibi bir de tarlaya domuz dadandı. Herşeye rağmen Temmuz ayı geldiğinde başakların üzerindeki karakılçıkları büyük bir coşkuyla karşıladık. Tarla elle biçildi. Buğdayları başaktan ayırmak için makina kiraladık. Sonuçta ikişer çuval buğday almayı başardık. Birer çuvalını tohumluk ayırdık.

Yerli tohumların verimi zirai tohumlar kadar yüksek değil, bu işi gelir kaynağı olarak yapanlara cazip gelmemesi bir yana, yerli buğdayların tanesi sert olduğundan yeni nesil un fabrikaları bu buğdayları öğütmüyor. Ata yadıgarı tohumlar kendi tüketimleri için yetiştirenler sayesinde varlığını sürdürebiliyor. Ancak artık yerli buğdayları öğütecek değirmen bulmak da zor. Çanakkale civarında yaptığımız gezilerde dere kenarlarında değirmen kalıntılarına sıkça rastlarız. Çalışan bir su değirmeni bulmak biraz zamanımızı aldı.

su degirmeni

su değirmeni

Yaz sonunda Çiftlikdere Köyü’nde bir su değirmeni bulduk. Çanakkale’li bir aile bir kaç ekmek fırınıyla anlaşmış ve değirmeni restore edip üzerine yaz tatillerini geçirmek için bir ev inşaa ettirmeye karar vermişler. Görmeye gittiğimizde henüz restorasyon çalışmaları devam ediyordu. Kışın yağmurların yoğun olduğu derenin güçlü aktığı dönemde buğdayımızı götürürsek öğüttürebileceğimizi söylediler.

degirmen5

Şubat tatilinin son haftasını köyde geçirmeye karar verdik. Çanakkale’ye varır varmaz ilk işimiz değirmene gidip buğdayımızı öğüttürmek oldu. Köyde geçirdiğimiz bir hafta boyunca karakılçık unumuzla yaptığım ekmekleri odun sobamızın fırınında pişirdim. Ekmek yapma konusunda biraz daha çalışmam lazım sanırım çünkü kabartma konusunda çok başarılı olamadım ama yine de severek yedik. Lezzeti şimdiye kadar marketlerden aldığım tam buğday unlarına benzemiyor. Kokusu ve tadı gerçekten çok güzel.

karakilcikmutfakta2

İstanbul’a döndükten sonra pekmezli kurabiye yaptım. Osman, Ömer ve İlay severek yedi.

cocuklarkurabiyeler

Nereden nereye… İstanbul’dan Çanakkale’ye iki arada bir derede gidip de karakılçık buğdayını bulacağımız, ekip biçip eski usül su değirmenlerinde öğüttürüp bir de ekmeğini yapacağimız kimin aklına gelirdi? İnsan isteyince, eşiyle de aynı kafada olunca herşey mümkün oluyor…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>